18 Ağustos 2014 Pazartesi

dinle sevgili ruhum

uzun zaman oldu yazmayalı. hem buraya hem de defterlere. sanki günün içinde sürüklenip duruyorum. her şey hızlı yaşandığından paylaşımlar da hızlı olmalı. o yüzden anlık fotoğraf ve bir iki kısa cümleyle halimizi anlatır olduk. illahaki anlatmaktan paylaşmadan vazgeçmeden. yaşadıklarımızın tanığı olsun istiyoruz. sanki tanıklar olmazsa yaşanmamış sayılacak ya da yaşadıklarımız o kadar önemli olmayacak gibi. asıl sorun da bu ya zaten. önemli olmak. varlığımıza bir anlam aramak.kabul görmek. tekrar yazmaya başlayabilir miyim bilmiyorum. deneyeceğim... burası bir nevi ağlama duvarımdı, çelişmelerimi, isyanlarımı yazıyordum. az yazdığıma göre huzura eriyorum galiba. dinginliği yazmak daha mı zor?

31 Mart 2014 Pazartesi

yanlış nerde bulamıyorum

Cumhuriyetin Onuncu Yıl Nutku

Türk Milleti!

Kurtuluş Savaşı'na başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun!

Şu anda, büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.

Yurttaşlarım!

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bundaki muvaffakiyeti, Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak, azimkârane yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kâfi göremeyiz; çünkü, daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz.

Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi, en geniş, refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü, geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız, daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur.

Çünkü,Türk milletinin karakteri yüksektir; Türk milleti çalışkandır; Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin, yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini ve millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür. Türk milletine çok yakışan bu ülkü, onu, bütün beşeriyette, hakikî huzurun temini yolunda, kendine düşen medenî vazifeyi yapmakta muvaffak kılacaktır.

Büyük Türk milleti!

On beş yıldan beri, giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiç birinde milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medenî âlem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, atinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.

Türk milleti!

Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

Ne mutlu Türküm diyene!

Ankara, 29 Ekim 1933

13 Şubat 2014 Perşembe

iyi adamın sorguya çekilmesi

İyi Adamın Sorguya Çekilmesi


.

öne çık: duyduk ki

iyi bir adammışsın

satılık değilmişsin ama

eve düşen yıldırım

satılık değildir o da

dönmezmişsin bir kez söylediğinden

neymiş söylediğin

onurluymuşsun, söylermişsin düşünceni açıkça

hangi düşünceni

yürekliymişsin

kime karşı

bilgeymişsin

kimin için

düşünmezmişsin kendi çıkarını

kiminkidir o zaman düşündüğün

iyi bir arkadaşmışsın

iyi insanlar da var mı arkadaşların arasında



dinle şimdi: biliyoruz

düşmanımız olduğunu. onun için

bir duvar önüne götüreceğiz şimdi seni

ama hizmetlerini

ve iyi yanlarını da göz önünde tutarak

iyi bir duvar seçeceğiz sana ve

seni iyi tüfeklerden çıkacak iyi kurşunlarla vurup

iyi bir kürekle iyi toprak atacağız üstüne

.

Bertolt Brecht


19 Ekim 2013 Cumartesi

vazgeçiş

istikrarsız biriyim ben. öyle başladığım bir işi düzenli olarak devam edemem. sıkılganım galiba biraz da. mesela durmadan dökülen, sıçan kuyruğu kadar kalan saçlarım için yeni ilaçlar arayışına girerim ama en fazla iki ay kullanmaya sabrım var. sonrasında cozutuyorum. aynı şey başladığım diyetler için de geçerli. hayır vermem gereken 5-6 kilo olsa başarılıyım. yani o 5-6 kilo sürecinde hırslı azimli, en meşhur diyet uzmanından bile daha bir uzman daha bir azimliyim. ama geçti mi iki ay bana bir kal geliyor. mesela bloga da yazmıyorum uzun zamandır, yazmaktan da sıkılıyorum, okumaktan da bazen, amaaaan moduna geçiyorum. kendimden de sıkılıyorum mesela ara ara. ah bir becersem kararlı, azimli, istikrarlı olmayı. bunlar hep burcum boğa ve yükselenim ikizlerin kabahati. ah ben bir oğlak burcu olacaktım ki...

not:  şarkının konuyla alakası yok. ben çok severek dinliyorum da bu aralar sen de dinle istedim.

16 Eylül 2013 Pazartesi

kahramanın yolculuğu 1

hepimiz bir öykü kahramanıyız hayatta. bazen öykümüzün içinde mucizeler yaşadığımıza, öykümüzün başkalarının öyküsünden özel olduğuna inandırmaya çalışırız kendimizi. kim bilir belki de buna inanmaya ihtiyacımız var ayakta, hayatta kalabilmek için.

erkek ve kadın tek bedenmiş ve tek yürekmiş ya hani, sonra tanrıları kızdırmışlar ve tanrılar o bedeni ikiye ayırıp yeryüzüne göndermişler. insanoğlu işte o bedeninin, kalbinin yarısını arar dururmuş hep. belki de bu sadece bir efsane. insan aslında kendi başına bir bütün. aradığı diğer yarısı da kendisi.  yoksa neden her sevda sonlu, her aşk acılı, öbür yarım dediğin imkansız olsun.

her sevda sonlu. hayat da sonlu değil mi zaten. dünyanın bir sınırı, evrenin bile bir sınırı var belki. sevda neden sonlu olmasın? her sevgi tüketilmeye mahkum. dalga gibi yukarı doğru çıkıp doyum noktasından sonra aşağı doğru inmeye başlıyor. sonrası dümdüz bir çizgi, kalbin atmadığı. tek, düz bir ses.

bazen de yanlış zamanda doğru insanla karşılaşırsın işte o zaman bilirsin ki son diye bir şey yok. sonunuz olmaz, çünkü her son bir başlangıça ihtiyaç duyar. yine de boşluğa doğru bir adım atarsın. işte o zaman başlar kahramanın yolculuğu.

10 Temmuz 2013 Çarşamba

ayakta kal

şarkı: oğlumla bu aralar en çok dinleyip eşlik ettiğimiz şarkı.

biliyorum uzun zamandır uğramaz oldum buralara. ıssız kaldı uzun zaman içimi döktüğüm, dertleştiğim bu sayfalar. garip haller içindeyim de ondandır. 31 mayıs'tan bu yana bana da bir haller oldu. kah endişeli, kah umutlu, bir dargın bir barışık, öfkeli, heyecanlı, bazen gururdan bazen kaybedilenler için ağlamaklı oldum. korkunun içimde yarattığı koca karanlığı gördüm. kendi karanlığımla yüzleştim. mesela artık kara olmamaya karar verdim. kara kitap değil bundan böyle adım. karanlığı çağırmamak adına, üretkenliği, doğumu, yeni başlangıçları simgelesin diye "akana" yazıyor artık. o yüzden de kendimi kötü hissettiğimde söylenmek, şikayet etmek, mızmızlanmak yerine sessizliği tercih edeceğim. kötülük kötülüğü, karanlık karanlığı doğuruyor. oysa ki korku en büyük karanlık ve karanlık aslında sadece ışığın yokluğu. ışıksa sevgi. sevgi varsa korku yok, sevgi varsa inanç var, umut var. içimdeki karanlığın kenarında durdum ve onun varlığını kabul etmeye ve onu sevmeye çalışıyorum. kolay değil...

korkusuzlara selam olsun.

7 Temmuz 2013 Pazar