13 Kasım 2009 Cuma

cuma yürüyüşü


yine kimsenin konuşmadığı,lokmaların ağızda çiğnenme sesi dışında tek bir sesin olmadığı öğle yemeğinden sonra zihnine biraz temiz hava girmesi hem de yediği koca dürümün belki bir gramını eritirim düşüncesiyle yürüyüşe çıktı.daha iş yerinin kapısından 10-15 adım gitmişti ki beyaz paltosu,siyah,bağcıkları pembe botuyla küçük bir kız çocuğu karşılada yolda onu.hesap sormak ister gibi yolunu kesti."adın ne?"dedi.kadın birden şaşırdı,ilk şaşkınlık sonrası yüzünde kocaman bir gülümsemeyle adını söyledi ve küçük kıza adını sordu."duyu" dedi küçük melek ve sorguya devam etti "neyeye gidiyosun?" dolaşmaya dedi sevinçli bir sesle kadın."sen nereye" diye sordu.öğrendiki duru kız evine gidiyormuş.hiç hesapsız yapılan bu küçük sohbetten sonra yoluna devam etti.duru'yu babasının güvenli kolları arasında bırakarak.kulağında kaçınca kez dinlediği o bildik şarkı,zihni ona karışık düşünceler sunarken ayağının altındaki sararmış yapraklara takıldı gözü.ben sonbaharı da kışı da seviyorum diye geçirdi içinden esen rüzgar yanaklarını yakarken.evet seviyordu kışı.kışın doğa uykuya yatıyordu ve dinleniyordu.sonra ilkbaharda uyanıyor ve rengarenk bir elbise giyip çoşku dolu şarkılar söylüyordu.o da öyle yapıyordu aslında.yenilenmek,üzerindeki bütün sıkıntılardan ,tembellikten,kötü kaderden kurtulmak için uyuyor,uyuyordu.ama bu işte bir yanlışlık vardı.onun uyanışları yine aynı karanlğın içine oluyordu.yine de severdi kışı,hele ki aralık ayını.az kalmıştı aralığı,az kalmıştı yeni yıla.bunları düşünerek işyerinin yakınındaki yürüyüş parkına gitti.ne güzel oluyordu bu park baharda.belediye lavanta ekmişti oraya,baharda ne güzel açmıştı lavantalar,kokularından sarhoş olmuştu.daha önce hiç görmediği kocaman,şişman arılar görmüştü orda.bu güzel lavantaların özü arıları nasıl da besili yapmış diye geçirmişti içinden.bugün de lavantaların arasında gri bir kaplan gördü.sokak kedisi olamazdı,öylesine güzel ve bakımlıydı.ben evde kedi bakabilir miyim diye sordu kendine?kendine bakamazken kediyle nasıl ilgilenecekti.sonra geçen gün okuduğu bir yazı geldi aklına.köpeği ölen bir kadının yazdığı yazı.hemen vazgeçti kediden ve adımlarını hızlandırdı.çevredeki lisenin çıkış saati olmalıydı.her yerde üniformalı öğrenciler vardı.yan yana oturmuş sohbet eden iki kız gördü,birden burnunun direği sızladı.lisedeki en yakın arkadaşı geldi aklına,okul çıkışı hemen eve gitmez parka oturup günün değerlendirmesini yaparlardı.bütün gün birliktelerdi ama eve gidince bir de telefonla konuşurlardı.nerden buluyorduk acaba o kadar konuşacak şeyi,şimdi eşimle akşamları ikimizde bir kelime etmeden televizyon seyrediyoruz diye hayıflandı.sonra arkadaşını aradı ve düşündüklerini anlattı,arkadaşının tepkisi ne aptalca şeyler yapmışız oldu.gülümseyerek ve özlemle andığı şeyleri arkadaşının aptalca bulması yüreğini kırdı ve insanlar değişiyor,bense galiba hep aynı ben dedi kendine.yürüyüşünü tamamladı ve hapishaneye girer gibi işyerine tekrar girdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder