12 Nisan 2012 Perşembe

ce ee!



uzun zaman oldu uğrayamayalı.oysa bir önceki yazımla ilgili yazmak istediğim şeyler vardı. yorum bırakanlar endişelenmesin yorumlarına ilişkin değerlendirmeyi vakit bulur bulmaz yazacağım.



iş yerinde işlerim çok yoğun bu aralar. işin üzerine bir de beta virüsü kapıp ateşi 39'lara çıkan ve ilaca rağmen bir türlü ateşi düşmeyen, boğazı şiştiği için üç gün suyu bile yutmakta zorlanıp ağlayan bir bıdık; bıdık iyileşir iyileşmez 1 gün ohhh dedikten sonra tansiyonu 17-11'e çıkan ve bir türlü tansiyonu düşmeyen bir koca, dün onu acile götürme.sonunda verilen bir karar, kariyer net'ten cv oluşturma ve iş başvurularında bulunma; kocayı, bıdığı hastaneye arabayla götürme, bir kaç kıl payı atlatılan kaza ve iyi ki öğrendim araba sürmeyi diye kendini takdir etme gibi şeyler eklenince yazmaya hiç vakit kalmıyor.

evde ortalık topla, çamaşır as, topla, katla, sofra kur, topla, tabak, tencere yıka, ertesi günün yemeğini yap şeklinde geçiyor günler. kitap bile okuyamıyorum. çizgi roman'a başladım. cennetteki yabancılar'ın ilk cildini okuyorum. çok beğendim.hem çizimler hem de metin beni içine aldı. katchoo ve francine'in maceralarını aman kitap bitmesin diye ağır ağır okuyorum.bir taradtan da merakla hepsini okumak istiyorum.akşamları 10'dan sonra biraz okumak için vaktim kalıyor.ama bünyem nedense daha önce başladığım kitaplardan ne zorba'yı ne optimal düşünce'yi ne de rüzgargülü'nü kabul etmiyor. oysa hepsi de iyi gidiyordu. bakalım kaç gün ara vereceğim. hafta sonu gezmeye istanbul'a gidiyorum. belki bu küçük mola beni tekrar kendime getirir. beni ararsanız cumartesi günü saat 11.30 gibi van gogh sergisindeyim.merak eden arkadaşlarım, iyiyim, aslında sadece sorumluluklarım benim önüme geçti.anne, eş ve çalışan kimliğim öncelik istiyor. altlarında biraz eziliyorum, ezildikçe yiyorum ve genişliyorum. 85 kilo olmuşum yine. :(( francine gibi ciğerin üstüne reçel sürüp yiyebilecek kapasitedeyim maşallah. ciğerden nefret ederim bu arada!

30 Mart 2012 Cuma

bir bilmecem var

hangi masal kahramanını sevdiğini söyle sana kim olduğu söyleyeyim.

oz büyücüsü'ndeki aslan mı, yoksa korkuluk mu ya da kim?




pamuk prenses mi, yoksa somurtkan cüce mi?



külkedisi mi prens mi?



rapunzel mi?




güzel mi çirkin mi?






alaaddin mi yasemin mi?





kibritçi kız mı?




kurşun asker mi?






belki de bunlardan hiç biri!






ama hepimizin bir masal kahramanı vardır. söyle bakalım senin masal kahramanın kim?

28 Mart 2012 Çarşamba

bahar yorgunu

bugünlerde bir bezginlik hali üzerimde sormayın gitsin. akşamları iki satır okuyayım diyorum,ama hemencik uykum geliyor. geçen hafta hasta olup cuma günü evde yatınca uyuklamalarım arasında pozitif enerji gücü (jon gordon) kitabını okudum. bu kitaplar okurken iyi de bitti mi tam da bitip gidiyor. bu kitap bitince roman okumaya karar verip elime yeni hayat'ı aldım.ama onun için de hazır değilim gibi geldi. bir sayfa okudum bıraktım. iki gün önce d&r'a gittiğimde elim birden onca kitabın arasında zorba'ya gitti. zorba'yı ne zamandır merak ederdim,ama alayım da okuyayım diye hiç aklıma düşmezdi. bu kez, evet zorba zamanı, adaçayı, girit ve buram buram ege zamanı dedim kendime.

dün işten çıktığımda biraz keyifleneyim diye eve yürüyerek gitmeye karar verdim. fsm bulvarı boyunca yürürken içimdeki huzursuzluk azalacağına arttı. bu şekilde eve gitmemeliyim diyerek bir şeyler yemek için oturdum,karnımı doyurup tekrar yürüyüşüme başladım. yoldaki bir kırtasiyeden oğlum için silgi ve kalem aldım. evdeki 10. silgisi ve 50.kalemi oldu. hani oğlum okula başlayınca kalemini, silgisini okulda kaybeder, düşürür falan ben de stoktan yenisini veriririm ya da stok eriyor diye yeni kalem alışverişi yaparım diye umutlanıyrdum. nerdeeee!benim tertipli bıdığım ne silgisini ne de kalemini kaybediyor. dün akşam kalemini ve silgisini verince "anne biliyor musun sınıfta kırtasiye malzemesi olarak en zengin benim." dedi. o pofuduk yanaklarını yiyordum neredeyse. o senin güzelliğin oğlum dedim içimden ve kalemkutusundaki dört tane silgiyi çıkarıp yerine yeni aldığım gülen yüzlü üçgen silgiyi koyduk. dün akşam o film seyrederken ben de kitap okurum diyerek arabalar 2 filmini açtım.kanepenin üzerinde battaniye altına kıvrıldık.ben henüz kitap okumaya yeni başlamıştım ki sayfanın üzerinde bir el, gözlerimin içine bakan boncuk gözler.anne lütfen kitap okuma, filmi birlikte izleyelim.tamam dedim ve kapattım kitabımı. zorba'yla buluşmamız yine ertlendi.

27 Mart 2012 Salı

hayatınıza renk gelsin





evimizden işimize gidebileceğimiz böyle renkli bir bisiklet yolumuz olsa.


saçlarım bu kızınki gibi uzun ve sağlıklı olsa.


ayakkabıları benim olsa.


çantası da benim olsa.


biraz daha zayıf olsam ve o elbiseyi giyebilsem.


ben de onun gibi gülerdim.


şimdiyse dudaklarımı sarkıttım, ayağımın altında elektrikli soba,üzerimde siyah gömlek ve siyah pantalonla çalışmaya çalışıyorum.

21 Mart 2012 Çarşamba

bahar gelmiş duydun mu?



Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini

Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı
Duy böyle koşturan sevinci
Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
Toprak ananın kalbi

Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan
Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın
Baharın gençliğin ve aşkın
Türküsünü söyliyelim bir ağızdan

Ataol Behramoğlu

nevruz'umuz kutlu olsun. kimsenin malı olmayan, tüm dünyadaki halklar tarafından kutlanan. kökeni doğayla bir olma inancı taşıyan şamanlara dayanan bahar bayramımız kutlu olsun. insan doğadan uzaklaştıkça daha çok yalnızlaşacaktır. çimenlere uzanıp doğa ananın kalp atışını duyamadığın için bunca kan, bunca göz yaşı. mülkiyet hırsıyla değil, sevgiyle avuçla toprağı, unutma topraktan yaratıldın ve toprağa döneceksin.sen toprağa sahip olamazsın sahibin olan o. isterse seni var eder, isterse yok eder.

20 Mart 2012 Salı

Akrep Gibisin Kardeşim

söylenip dururum hep, ama gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıveririm hemen. böyle zamanlarda hep bu şiir geliyor aklıma. kabahatin çoğu benim be!!!


19 Mart 2012 Pazartesi

bir de bu var



dünyada böyle güzellikler varken bir de benim yaptığım şu b.ktan işe bak!