7 Ocak 2011 Cuma
aynı ben
kurabiyelere en çok yakışan şekil ne biliyor musunuz?işte benim kahramanım kurabiye canavarından bir kurabiye değerlendirmesi :)))
6 Ocak 2011 Perşembe
postacı geldi
Bugün söylendim ya kendime acıdım ya biraz, ama mutlu olmayı seçtim ve bu seçimim yanıtsız kalmadı tam 6 tane daha yeni yıl kartım geldi, kaldı 13 :))
- Şuşu benim için bir yeni yıl perisi göndermiş, dileklerimi gerçekleştirsin diye,
- Serrose ayı Vini'yle bal gibi bir yıl geçirmemi dilemiş,
- Favori çizgi film kahramanım Ratatuy (böyle yazılmıyor biliyorum) Zeren bana bir noel baba göndermiş,
- Ben planlar yaparken hayatın karşıma çıkardığı insanlardan Burcu kendi elleriyle yaptığı bir kardan adam yollamış, neyse ki yolda erimemiş,
- Pofidik şeker'den bol kalpli, şekerli bir kutlama gelmiş,
- Mavi Balon'un sarı zarflı kartı odama güneş gibi girmiş,
bu tutmuş, bu pişirmiş, bu yemiş. Bu günlüğün yazarı az önce kocaman bir simiti beyaz peynir ve çay eşliğinde hüpletmiş.
- Şuşu benim için bir yeni yıl perisi göndermiş, dileklerimi gerçekleştirsin diye,
- Serrose ayı Vini'yle bal gibi bir yıl geçirmemi dilemiş,
- Favori çizgi film kahramanım Ratatuy (böyle yazılmıyor biliyorum) Zeren bana bir noel baba göndermiş,
- Ben planlar yaparken hayatın karşıma çıkardığı insanlardan Burcu kendi elleriyle yaptığı bir kardan adam yollamış, neyse ki yolda erimemiş,
- Pofidik şeker'den bol kalpli, şekerli bir kutlama gelmiş,
- Mavi Balon'un sarı zarflı kartı odama güneş gibi girmiş,
bu tutmuş, bu pişirmiş, bu yemiş. Bu günlüğün yazarı az önce kocaman bir simiti beyaz peynir ve çay eşliğinde hüpletmiş.
kendime acıma seansı-yazdım bitti

Aynadaki aksimden nefret ediyorum. Dün akşam öylesine sinirli, öylesine gergindim ki kendimi aynada görmeye dayanamadım. Öfkemi içimi atıp bastırmak ya da oğluma, eşime bağırıp durmak yerine yorulana kadar yastığımı yumrukladım, sonra da hüngür hüngür ağladım. Ağlarken uyumuşum. Elimde iki kitap biri Kredi Derecelendirmesi ve Finans diğeri İnsan Ruhuna Yöneliş okumak istediğim ve ilgimi çeken İnsan Ruhuna Yöneliş, okumam gerekense Kredi Derecelendirmesi ve Finans kitabı. Rüyamda yine psikoloğumu gördüm, gideyim de biraz dinlesin beni. Sabah kalktığımda kendime sordum bugün neyi seçiyorsun mutlu olmayı mı yoksa tüm gün somurtup kendine acımayı mı? İçimdeki ses mutlu olmayı dedi. O yüzden şimdi buraya yazıp zehirimi akıtıyorum, sonra gülümsüyorum. Mutluyum aynaya bakmadığım sürece. Yaklaşık 10 gün once saçlarımı kestirdim, kuaför o kadar iğrenç kesti ki diplerinin açıklığı tamamen ortaya çıktı, dün akşam makası elime alıp aralardan yol yol kesesim geldi. Zaten tuttuğunda eline pek saç gelmiyor o kadar kısa yani. Bir ara tamamen kazıtayım da kurtulayım diye geçirdim içimden. Doktorlar herhangi bir hormonal sorun bulamazken niye ben giderek kelleşiyorum. Nil Gün’ün Geçmişin Gölgeleri kitabında saç dökülmesi sorunu yaşayan bir kadınla ilgili şöyle bir yorumu var. Kadın kendini kadın olarak hissetmek istemediği ve kadınlığından utandığı için kadınlığın simgesi olan saçları dökülüyor. Benim de saçlarım üniversite döneminde dökülmeye başladı, ama oğlumun doğumundan sonra çok arttı. Bugünlerde yastığın üzerinde yine çok sayıda saç var.
Mavi yazma tez solar aney, ciğerimi dağlama çalıyor şu anda. Ağlama yar diyor. Ağlıyorum kendime, kendi güzellik algıma. Beynim saç ya da kilo önemli değil, sen güzel bir kadınsın derken yüreğim aynadaki aksimden tiksiniyor. Tartılmaya korkar oldum, kısacık saçlarım ve aydede gibi tostoparlak yüzümle yeni yılda çekilen fotoğraflarda 50 yaşın üzeri yaşamdan yılmış klasik ev kadınları görünümüm var. Neredeyse üniforma gibi üzerimdeki kıyafetler kirlenene kadar aynı şeyleri giyiyorum. Hiç makyaj yapmıyorum, oje sürmüyorum.Sabahları nemlendiricimi bile sürmeye üşenir oldum. Ciddi ciddi peruk almayı düşünüyorum. Dün dünya kadar abur cubur yedim. Sözde dikkat edecektim, ama moralimi bozacak en ufak olayda kendimi bir gofret paketini açarken ya da kuruyemiş yerken buluyorum. Eşim hala bir iş bulamadı, ailesininin baskısı nedeniyle sıkıntı içinde, 6 yaşındaki oğlum nedeni ruhsal sıkıntı olan gül hastalığı olmuş. Dün akşam evde küçük çaplı bir öfke patlaması yaşadım. Herkesin benim ilgime ihtiyacı var, bense… Öf ya yazmayacağım artık.Bugün akşam kuaföre gidip kaşlarımı aldırayım bari.
5 Ocak 2011 Çarşamba
kartpostal kardeşliği
Kartpostal etkinliğimizle ilgili durum raporu bildiriyorum sayın seyirciler,
İlk elime ulaşan kartlar İzmir’den Nihan’ın kendi elceğiziyle yaptığı kardan adam ve Müge’den gelen ışıl ışıl yeni yıl süslerinden oluşan bir Unicef kartı, sonrakilerse şöyle,
- İçinde misler gibi kokan bir sabunla Mine Hanım’ın kartı,
- Marmaris’ten kalkıp gelen yine el emeği göz nuru hem de süpriz hediyeli Buğday Tanesi’nin kartı,
- Bursa’dan gelen el emeği bir kitap ayıracı şeklinde Elifinelizi’nin kartı
- Kafama yağıp duran sıkıntı yağmurlarından beni korusun diye üzerine şemsiyeler yapıştırılmış Leylak Dalı’nın kartı,
- Lale’nin Bahçesi’nden gelen eski İstanbul kartı,
- Define Adası’nın sahibi hazine gibi insan Defne’den gelen çam ağaçlı Unicef kartı,
- Zeynep’ten gelen yine el yapımı ve zenginliğin simgesi mor renkli kart,
- Mihriban Hanım’dan gelen eski İstanbul kartı,
- Serap’tan gelen simli mimli elinde dürbünü bana bakan bir noel baba kartı,
- Sinem’den gelen sırtına olanca hediyeyi yüklenmiş simle kaplanmış bir noel baba kartı,
- Taaa Singapur’dan gelen ve iş yerindeki arkadaşlarımın şaşkın bakışlarına neden olan A-H’nin kartı
Toplamda 13 kart, ben 32 kart postaladığıma göre PTT senden 19 kart alacağım var. E hadi ama…
Bu fotoyu da 27 Aralık'da çekmiştim.Bazı kartlar fotoğrafta yok. Noel Baba şeklindeki kaktüsüm nasıl?

İlk elime ulaşan kartlar İzmir’den Nihan’ın kendi elceğiziyle yaptığı kardan adam ve Müge’den gelen ışıl ışıl yeni yıl süslerinden oluşan bir Unicef kartı, sonrakilerse şöyle,
- İçinde misler gibi kokan bir sabunla Mine Hanım’ın kartı,
- Marmaris’ten kalkıp gelen yine el emeği göz nuru hem de süpriz hediyeli Buğday Tanesi’nin kartı,
- Bursa’dan gelen el emeği bir kitap ayıracı şeklinde Elifinelizi’nin kartı
- Kafama yağıp duran sıkıntı yağmurlarından beni korusun diye üzerine şemsiyeler yapıştırılmış Leylak Dalı’nın kartı,
- Lale’nin Bahçesi’nden gelen eski İstanbul kartı,
- Define Adası’nın sahibi hazine gibi insan Defne’den gelen çam ağaçlı Unicef kartı,
- Zeynep’ten gelen yine el yapımı ve zenginliğin simgesi mor renkli kart,
- Mihriban Hanım’dan gelen eski İstanbul kartı,
- Serap’tan gelen simli mimli elinde dürbünü bana bakan bir noel baba kartı,
- Sinem’den gelen sırtına olanca hediyeyi yüklenmiş simle kaplanmış bir noel baba kartı,
- Taaa Singapur’dan gelen ve iş yerindeki arkadaşlarımın şaşkın bakışlarına neden olan A-H’nin kartı
Toplamda 13 kart, ben 32 kart postaladığıma göre PTT senden 19 kart alacağım var. E hadi ama…
Bu fotoyu da 27 Aralık'da çekmiştim.Bazı kartlar fotoğrafta yok. Noel Baba şeklindeki kaktüsüm nasıl?
farkındayım

Dün akşam incesaz’da André Rieu’nun muhteşem Toronto konserinden bir bölümü izlerken farkettim:
Ben konserdeki tüm sanatçılara hayranlık duyuyorum. Müzisyenlere, buz pateni yapanlara, dansçılara, ses sanatçılarına hepsine hayranlık duyuyorum, ama kimi kıskandım biliyor musun? André Rieu’yu mu, buz pateni yapanları mı, vals yapan güzel kızları ya da gökyüzünde süzülen meleği mi dersin? Hiç birini, ben o konseri organize eden, planlayan, sahnenin kurulumunda çalışan ekibi yöneten kişinin yerinde olmak istedim. Yaşadığım hayatın beni tatmin etmeme sebeplerinden biri de bu, ben organizasyon yapmayı, proje insanı olmayı seviyorum. Hoş neden bilmem uzun zamandır bu tarz şeylerden kaçıyorum. Mükemmel olmaması, başarız olmak, beğenilmemesi, onaylanmamak gibi nedenlerle kendimi bu tarz şeylerden uzak tutuyorum.
1999 yılındaki depremdeki yoğun organizasyon eksikliğini, yardım için gönderilen şeylerin ortalıklara atıldığını gördüğüm haber programlarında aklımdan geçen, ben olsaydım neler yapardım olmuştu.
Bu duyguyu tam olarak kelimelerle ifade etmekte güçlük çekiyorum, ama birşeyi hem çok sevip hem de ondan uzak durmak tam olarak yaptığım. Elimi taşın altına koyma cesaretini yıllardır gösteremedim. Bugün sabah bu konu hakkında düşünürken bir karar aldım. İlk küçük organizasyonumu oğlumun doğumgününde bir ev partisi yaparak gerçekleştirmeye karar verdim. Küçük detaylarla oğlum için güzel bir 6 yaş partisi planlayacağım.
4 Ocak 2011 Salı
mutluyum ben

Evvet kıskançlığım işe yaradı. :)) Nihan'ım burdaki çizimini bana uyarlayıp banner olarak göndermiş, ben de yeni yılda yeni tema diyerek içimi en kıpır kıpır eden, beni neşelendiren rengi seçip temamı değiştirdim. Kararlıyım bu yıl, mutlu olmayı seçiyorum.
Sabahtan beri internet berbat olsa da, hiç bir blog doğru düzgün açılmasa da açılanlara yorum yazılmasa da dışarda simsiyah bir gökyüzü ve delice yağan bir yağmur olsa da sabah uyanamayıp işe geç kalsam da yılbaşı akşamı arkadaş Leylak Dalı'nın Pino'ya imzalatıp gönderdiği kitabın da içinde bulunduğu oğlumun hediyeleri olan poşete bir bardak kırmızı şarabı dökse de minik bıdığım gül hastalığı olsa da eşim dün cep telefonunu çaldırsa ve ailesiyle tartışsa da evimin heryeri her yerde olsa da ben bir türlü ders çalışmaya başlayamasam da yine de mutluyum.
Mutluyum ben, gönlümün yaşadığı şehirde hiç görmesem de yüreğime dokunan bir dostum olduğu için. Mutluyum ben, içimde inanılmaz bir huzurla başladım bu yıla ve ilk defa bu kadar sevgi dolu hissediyorum kendimi.
İnce ruhlu Leylak Dalı da ayıracımı yapacak, biraz terbiyesizliğim için azarladı örtmenim ama kıyamadı bana. :)) Kartpostal etkinliğimizdeki kartlarım da geliyor, ama bir çoğu henüz elime ulaşmadı. Kartpostallarım için çikolata kutusunu kaplayıp bir kutu yaptım kendime, açıp açıp ara ara gelenleri seviyorum. İçim mutlulukla doluyor.
Eeee Şuşu, Pino ve Göksu bekliyorum ama! İsteyenin bir yüzü kara vermeyen zenci.
3 Ocak 2011 Pazartesi
sırıtan kedi

Evlendiğimizden beri bu yıl ilk kez eşimin ailesiyle yılbaşı kutlamadık. Daha önceleri benim bu tarz taleplerim olmuş, ancak eşim tarafından uygun karşılanmamıştı. Bu yılsa arkadaşlarla konuşup yeni yılı birlikte kutlamaya karar verdik, ancak eşim arkadaşla konuşup mümkünse bizim onlara gitmemizi istedi. Kayınvalidelerle aynı binada oturmanın sakıncaları. Neyse sonuçta iki bayanda çalışıyoruz, birlikte birşeyler hazırlarız dedik. Ben bir gece öncesinden hazırlıklarımı tamamladım. Mercimekli börek, kabak mücveri, kereviz salatası, börülce salatası ve mercimek köftesi hazırladım. Eşim de evde olduğu için tavuğu pişirdi, erzağımızı toplayıp gittik arkadaşlara. İki aile gayet güzel eğlendik. Ben aslında şarap ve rakı severim, her ikisi de içerken iyi, ama sonrasında mideme çok dokunuyor. Bu kez değişiklik yapıp votka içeyim dedim. İyi ki de öyle yapmışım, çok keyifli saatler geçirdim, gecem mide bulantısıyla kabusa dönmedi. Bu arada çok güzel bir karışım keşfettim. Votka, kahve likörü,süt ve buzla yapılan bir kokteyl. Belki bir ismi vardır, ama ben ilk kez içtim ve çok beğendim.Saat sabah 5’te eh artık yatalım dedik, gözümü bıdığımın sesiyle açtığımda saat 11 olmuştu.
Tüm ev ahalisi ışıl ışıl bir sabaha uyandık.Gayet keyifli bir kahvaltı sonrası benim bu güzel havayı evde geçirmeyelim söylemlerimle hazırlanıp Nilüfer Belediyesi tarafından Ekim ayı gibi açılan Japon Çay Bahçesi’ne gittik. Hava biraz ayaz olmasına rağmen, güneşin altında oturup çiçek açan çaylarımızı içtik. Top şeklinde kapalı, üzerinde kırmızı bir çiçeği olan çay sıcak suya atılınca çiçek gibi açılıyor. Hafif bir tadı var, üstüne de güzel bir kahve içip biraz sohbet, biraz gazete okumakla akşam üstünü ettik. Sonrasında tekrar arkadaşlara döndük.
Sabahtan konuşup, akşama da film gecesi yapalım “Avatar” ı izleyelim diye kararlaştırmıştık. Ben daha once filmi sinemada üç boyutlu olarak izlemiştim, ama 3D filmlerdeki o ekranı karartan koyu renk gözlük nedeniyle filmdeki muhteşem renkleri tam olarak göremediğimi düşüdüğümden filmi evde de izlemeyi istiyordum. Arkadaşın muhteşem Sony televizyonu ve blu-ray Avatar ile gece saat 12’ye kadar ilk izlediğimde de çok beğendiğim bu görsel şöleni tekar izledim. Neredeyse iki tam günü dışarda ve çok keyifli bir şekilde geçirmiş olarak evimize döndük.
Pazar günü de evde biraz ev işi biraz miskinlikle geçti. Yapmam gereken temizliği yine ilerleyen günlere erteleyerek biraz gazete okuyup biraz nezle olan ve burnu çeşme gibi akan oğluma sarılıp yatarak günü geçirdim.
Yeni yılın ilk iki günü gayet keyifli geçti. Bugün de D&R’a gidip kendime kedili bir Giller takvimi ve tavşanlı bir anahtarlık aldım. 2011 yılı Çin Takvimi’ne göre tavşan yılıymış, eşim de tavşan burcu. Umarım bu yıl onun ve tüm ailemiz için iyi bir yıl olur. Ben de tavşan yılını bana hatırlatsın diye kendim için minik tavşan objeler almaya karar verdim. Çünkü kendimle ilgili de yapacağım iç yolculukta şansa ihtiyacım olacak.
2010 yılının son günlerinde iş yoğunluğumun da azalmasıyla birlikte iki haftaya toplam dört kitap sığdırarak kendimi aştım. Beni gerçekten çok etkileyen “İyi İnsanlar Neden Kötü Şeyler Yaparlar?”, hemen ardından Mutluluk Projesi ve Işığı Arayanların Karanlık Yanı ile Şah ve Sultan okuduğum kitaplar. Hepsi de birbirinden güzel ve beni çok etkileyen kitapalr oldu. Mutluluk Projesi’ni bilmeyen yoktur herhalde, o yüzden onunla ilgili pek birşey söylemeye gerek yok. Şah ve Sultan’sa İskender Pala’nın şiirsel anlatımıyla Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail arasında iktidar mücadelesinin sevgi deseniyle süslenmiş tarihsel bir roman. Şah ve Sultan hakkında daha sonra yazacağım, ama öncesinde Reha Çamuroğlu’nun İsmail kitabını da okumak istiyorum. Diğer iki kitapsa analitik psikolojinin kurucularından Jung’un gölge kurama üzerine yazılmış kitaplar. Her iki kitabında temel söylemi kendinizi iyi olmak için zorlamayın, öfkeliyseniz öfkenize sahip çıkın ve doğru kanileze edin, kıskanıyorsanız bu duygunuzu kötü olmamak adına bastırmayın ve kabul edin. Erdemli olmak uğruna kötü duygularımızı yok saymamalı ve bastırmamalıyız. Varlıklarını kabul edip, doğru kanalize etmeliyiz. Kısaca anafikir bu, ama özellikle ilk kitap çok daha derinlikli analiz edilmesi gereken düşüncelerle dolu.
Ben de bu kapsamda kıskançlık duygumu doğru kanalize etmek istiyorum. Sevgili Leylak Dalı; Pino, Şuşu, Oip ve Zero için yaptığın keçeleri deli gibi kıskandım. Yılbaşı hediyelerimi ve kartımı da çok beğendim. Ama ben de tavşan yılına atfen üzerinde tavşan deseni olan keçeden bir kitap ayracı istiyorum.
Ve takip ettiğim, yeteneklerine saygı duyduğum, bayıldığım muhteşem kadınlar, Pino, Şuşu, Oip, Göksuk, Nihan, yeni yıla ilişkin bannerlarınızı da çok kıskandım, ceza olarak hepiniz benim için bir tane hazırlayıp bana göndereceksiniz. Çok kıskandım çooook…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



