3 Şubat 2010 Çarşamba

sen ne kadar ilginçsin?


bir demet fesleğen bloğunun sahibi sevgili eda beni mimlemişti.kendim hakkında 7 ilginç şeyle ilgili.işte aklıma ilk gelenler.

ı-çok tembel bir insanım öyle ki bazen ev kedisi veya koala olmayı hayal ettiğim anlar bile oluyor.evden hiç çıkmadan günlerce evde oturabilirm,tabi ev işlerini de yapan biri olması şartıyla.yani yemek,bulaşık gibi dertlerim de olmamalı.çok da üşengecim.bir şeyi yapmayı düşünür,ondan sonra üşenip vazgeçerim.üşenenin oğlu kızı olmazmış derler.oğluşum nasıl oldu hala şaşarım.

ıı-biraz fazla meraklıyım.öyle ki 3 yaşındayken alt kattaki teyzeler ne konuşuyor diye merak edip apartman korkuluğundan aşağı sarkmış ve 7.kattan altıncı kata uçmuşum.yaşayacak ömrüm varmış,apartman boşluğuna düşmemişim.abim o düşüşte kafamda bir kaç tahtanın çatladığını söyleyip benimle dalga geçerdi.herkes ve herşey hakkında birşeyler bilmek isterim.

ııı-okurum,izlerim,öğrenmeye çalışırım,ancak balık hafızaya sahibim hatta eşim bir ara benimle kayıp balık nemo'daki doli'ye benziyorsun diye dalga geçiyordu.okuduğum kitapları,izlediğim filmleri genelde hatırlamam.her gün düzenli gazete okumama rağmen halan maliye bakanının ismini sorsanız bilemem.yalnız işle ilgili konularda müthiş bir hafızam vardır.işe dair öğrendiğim bir şeyi kolay kolay unutmam.

ıv-dünyadaki en sevdiğim şey öğrenmek,yeni şeylere karşı yoğun bir açlık duyuyorum.hadi gidelim dendiğinde her yere gidebilirim ya da her yeni yemeğin tadına bakabilirim.ama bana hadi diyecek biri gerekir,çünkü bakınız madde ı.

v-ailemde ve çevremde sanatla ilgilenen kimse olmamasına rağmen sanata büyük ilgi duyuyorum.ama yetersiz bilgim yüzünden kendimi kötü hissediyor ve üniversite hayatımı okulu bir an önce bitirmem gerek düşüncesiyle sadece ders çalışarak geçirdiğim için yoğun bir pişmanlık duyuyorum.

vı-endüstri mühendisliği okuduğum ve dünyayı değiştirme planları kurduğum halde,beni hiç tatmin etmeyen bir işte finans sektöründe çalışıyorum.çünkü izmir'de kendime göre bir iş bulamadım.istanbul'da ise iş bulmama rağmen istanbul'da yaşamaya bir ay dayanabildiğim için korkup izmir'e döndüm ve sırf aileme daha fazla yük olmamak adına şu anki işime girdim ve asla değiştirmeye cesaret edemedim.

vıı-çizgi film izlemeyi,oyuncakları,kitapları kısacası hayal dünyasına ait herşeyi çok severim.en büyük hayallerimden biri bir gün walt disney kalesine gitmek.

kendime göre basit bir insanım.ama artık biliyorum ki hepimizin olduğu gibi benim de dünyaya gelmem şans eseri değil.hepimiz evren için anlamlıyız.

bu mimi yapmayan kalmadı galiba benden önce mimleyen olmadıysa ve kabul ederlerse ben de 7.oda'yı ve uzağa giden kadın'ı mimliyorum.

yeni bir şans var mı?


ANLAR

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,
ikincisinde daha çok hata yapardım!
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırt üstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar;
çok az şeyi ciddiyetle yapardım!
O kadar temiz olmazdım,
Daha çok risk alır, daha çok seyahat eder,
Daha fazla güneşin doğuşunu seyreder,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehir aşardım.
Görmediğim yerlere gider,
Daha çok dondurma yer, daha az bezelye yerdim!
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Hayatın her anını gerçekçi ve üretken yaşayan insanlardandım.
Elbette mutlu anlarım oldu
Ama yanlız mutlu anlarım olmasına çalıştım.
Farkında mısınız bilmem; yaşam budur zaten.
Anlar sadece anlar.
Siz de anı yaşayın, şimdiyi yakalayın.
Termometresini, bir şişe suyunu,
şemsiyesini ve paraşütünü almadan
dışarı çıkmayan insanlardandım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
Daha hafif seyahat ederdim,
ilk baharda ayakkabılarımı fırlatıp atardım
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım.
Eğer bir şansım daha olsaydı eğer.
Ama şimdi seksen beşimdeyim ve biliyorum ki
ölüyorum.

Jorge Luis Borges

2 Şubat 2010 Salı

dünya sulak alanlar günü

bugün "dünya sulak alanlar günü".kaçımız farkındayız acaba ülkemizin giderek kuruduğunun.küvetleri doldurup foşur foşur yıkanırken ya da ıspanağımızı akan suyun altında saatlerce yıkarken ya da halılarımızı sokaklarda hortumla yıkarken akan suyumuzu bir daha belki de hiç bulamayacağımızın farkınadamıyız?eskiden tüm yollar kaldırımlar arnavut kaldırımından yapılırmış.böylece yağan yağmur bir yolunu bulup en kısa zamanda toprağa ulaşırmış.oysa şimdi her yer asfalt.pek çoğumuz yağmuru,karı sevmez olduk.çünkü ayakkabılarımız çamur oluyor.öf artık yağmasın diyoruz çoğumuz.ben yağmur yağınca seviniyorum.susuz kalmak istemiyorum.su olmazsa yaşam da olmaz biliyorum.ben aşağıdaki yazıyı okuyunca bir kez daha içim sızladı ve korktum.oğlum için,torunlarım için,gelecek nesiller için.niye bu kadar benciliz anlayamıyorum.sadece kendimizi düşünüyor ve unutuyoruz,doğanın bir parçası olduğumuzu.

burdaki href="http://www.dogader.org/index.php/bilgilendirme/20-colsulak1"> yazıyı okuyunca içim daha çok sızladı.

ursula k.leguin


newsweek’in 31 ocak haftası sayısında çağla kalafat’ın ursula k.leguin’le yaptığı röportajdan alıntıdır.

çağla kalafat:bir keresinde uzaylılar bizi ziyarete gelse ve dünya’yı anlamalarını sağlayacak bir canlıyı incelemek üzere isteseler,yaşlı bir kadını temsilci seçeceğinizi(çünkü onun üç doğumu-kendi doğumu,çocuklarının doğumu ve menopoz-yaşamış tek varlık olduğunu)söylemiştiniz.şimdi o kadınsınız ve ziyaretçiler size kendi gezegenlerine götürecek.temsilcimiz olarak dünya hakkında onlara ne anlatacaksınız?

ursula k.leguin:önümüzdeki yüz yıl ve belki de biraz daha uzun bir sure,buraya gelmeden once dikkatle izlemelerini önerirdim.çünkü burada işler çok da iyi gitmeyecek gibi görünüyor.insanlar hastalanacak,aç kalacak,korkuyla sinecek;insanlar toprak,yiyecek ve su için savaşacak.ve onları şöyle uyarırdım:insanoğlu en çok dövüşmeyi sevmiştir;akılsızca üreyen ve açgözlülüğünün önüne geçilemeyen insanoğlu dünyayı yağmalayıp yoksullaştırmadan ve dengesini bozmadan once bile.ama bizim umutsuz vaka olduğumuza karar verip dünya’nın kapısına “girilmez” yazmalarından once,onlardan şunu da rica ederim:durum,bir de müziğimizden örnekler dinleyin ,bazı şiirlerimizi okuyun,bir bahçede kan ter içinde çalışan ya da çömlek bir kap yapmak için özenle toprağı şekillendiren bir insanı izleyin, ya da küçük bir insan ailesinin huzur içinde gülüşmelerine ve konuşmalarına tanıklık edin.

kibrit

kızmayayım diyorum.2010 yılında kavga etmeme kararı aldım,ama beni çileden çıkarmak için elinden geleni yapıyor.ateşimin yangını onu değil hep oğluşu yakıyor.o yüzden alev almayacağım.sakin ol.sakin ol.kimden bahsettiğimi anladın sen!

1 Şubat 2010 Pazartesi

üç film birden


cumadan pazartesiye üç film izledim.benim için rekor.cuma akşamı eşimle birlikte avusturalya'yı izledik.nala (filmdeki aborjin çocuğun ismi,belki böyle yazılmıyordur)ne güzel gözleri olan bir çocuk o öyle.hem ona kurşun işlemez,o bir büyücü :))),nicole'e de sinir oldum.o ne güzel vücuttur ne güzel bir cilt ve saçtır allah'ım.kesin güzellik dağıtılırken nicole ve ben yanyanadık.tüm güzellikleri o aldı,bana da pek birşey kalmadı.

cumartesi günü oğlumla birlikte prenses ve kurbağa'ya gittik.klasik masalsa oğlum sıkılabilir diye biraz endişeliydim,ama walt disney yine döktürmüş.ben bayıldım.renkler,müzikler,konu,verdiği mesaj hepsi çok başarılıydı.ben müzikal çizgi filmleri ve filmleri çok seviyorum.dvd'si çıkar çıkmaz hemen alıp bir de ingilizce izlemek istiyorum.cumartesi günü korupark dönüşü de oğluşun doğumgünü pastasının siparişini verdik.bu cuma 5 yaşını dolduruyor küçük bey.aslında o şimşek mcqueen'li pasta istemişti,ama o kadar pahalı ki başka bir pastaya ikna oldu.hem daha sağlıklı,boya veya şeker hamuru yok.üzerinde formula 1 arabaları olan bir yarış pisti.bazı pastaneler kafayı yemiş 20 kişilik bir pastaya 185 TL istiyorlar.

pazar günü de cnbc-e'de yıldız savaşları serisinin ikinci filmini izledim.

bugün de televizyonda shrek var onu izleriz.

dün de görümcemin kızı ve oğluşu garfield'e götürdüm,ama yer kalmamış giremedik.sanki bütün bursa carrefour'daydı.allah'ım o ne kalabalık öyle.kalabalıktan o kadar gerilmişim ki dün akşam boynumun ve başımın ağrısından uyuyamadım.

up'ın cd'si çıkmış,aldık.sonunda onu da izleyebileceğim.

dün hayatımda ilk defa pancar pişirdim.nasıl kırmızı bir sebze o öyle,ellerim,kesme tahtası,her yer kırmızı oldu.ama çok lezzetli bir salata oldu.pancarların kabuklarını soydum,küp küp doğradım.suyuna 1 yemek kaşığı sirke ilavesiyle haşladım,yaklaşık 40 dk'da haşlandı.sonra üzerine sirke,limon suyu ve sarımsak ilave ettim.ben beğendim,ama eşim ve oğluş yemediler.etçil insanlar ne olacak. :)))

bir hafta sonu da böylece geldi geçti.

şubat 2010

gül yanaklı sevgiliyi saramaz insan
yüreğine diken batmadan,vurulmadan
kim bir güzelin saçına dokunabilmiş
tarak gibi diş diş,didik didik olmadan

ömer hayyam